Negatif çekirdek inançlarımız ne kadar geçmişten geliyor?


Negatif çekirdek inançlarımız ne kadar geçmişten geliyor?

Son zamanlarda çok sık kullanılan bir kelime oldu “Negatif Çekirdek İnanç”.  Negatif kalıplar doğumdan, hatta doğum öncesi dönemden getirilebileceği söylenen ve yaşamımız boyunca ayaklarımıza dolanan, başımıza gelenlerin baş sorumlusu olarak gösterilen bir kavram. Freud 0-5 yaş arasında karakterimizin şekillendiğini ve sonrasında duygusal yaşamımızı etkileyecek her durum karşısında takınacağımız tutumların, bu aralıktaki yaşadığımız deneyimlere bağlı olarak şekillendiğini belirtmekte. Jung bir takım arketiplerin daha da derinlerden gelebildiğini savunmuş. Son zamanlarda gündeme gelen pek çok ekolde, çekirdek inanç kalıplarının çok daha geçmişe kadar uzanabileceğini savunuyor. 

Tam da bu nokta da aslında temel tekamüle uymayan bir söylem içine girerek, son derece Batıni bir konuya, oldukça harici bir yaklaşımla açıklama getirmeye çalışılıyor. Ezoterik açıdan ruhsal gelişim her zaman ileriye doğru olur. Ezoterizm geri dönüşlerin asla gerçekleşmediğini söyler. Ruh yeniden enkarne olmak üzere yeni bir bedene bağlanarak fiziksel aleme doğarken, eski yaşamını ve orada edindiği deneyimleri hatırlamaz. Bu unutma, ruhsal gelişimin en önemli noktalarındandır. Ruh şimdiye kadar yaşadığı tüm deneyimleri, daha sonra (fiziksel bedenin ölümünden sonra ) tekrar hatırlamak üzere tamamen unutarak fiziksel dünyaya doğar. Bu onun yeni tecrübeler edinebilmesi için şarttır. Elbette önceki yaşamına oranla daha olgun ve ruhsal açıdan gelişmiş bir kişiliktir artık. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey şudur; Ruh olumsuz olan deneyimlerini, yani negatif inanç kalıplarını geçmiş yaşamından hiçbir koşulda getiremez. Çünkü bu ruhsal gelişimin doğasına, tekamüle aykırıdır. Daha önce de belirtildiği gibi, ruhsal gelişim her zaman ileriye doğrudur ve kişi her yeni yaşamında bir önceki yaşamına oranla daha ilerlemiş bir kişilik yapısına ve ruhsal olgunluğa sahiptir.

Peki bu kalıpları kırmak için neler yapılabilir?
Çekirdek inancı oluşturan anıları imgeleyerek gerçeklik stratejisine göre yeniden kurgulamak, telkinle yeniden çerçevelemek, mükemmellik çemberi uygulaması, karıştırma paterni gibi nlp teknikleri kullanılarak kırılabileceği gibi, eft, deep peat den de yararlanılabilir.
Ayrıca tüm bu çalışmalara temel olan bilişsel-davranışçı terapide uzmanlarca uygulanabilir. Bu terapide terapiyi yapan kişi bireyin hareketlerini, duygu ve düşüncelerini değerlendirirken, bireyin yaşadığı güçlüğü ya da problemi şu sorularla tanımlar;

- Bireyin problemi nedir?
- Problem nerede oluşmaktadır?
- Problem ne zaman oluşmaktadır?
- Problemi ‘kim’ ya da ‘ne’ oluşturmaktadır?
- Problemle ilgili korkulan sonuç nedir?

Terapist Sokrat tarzında sorularıyla, bireyin bu soruların yanıtlarını kendisinin bulmasını sağlamaya çalışır. Bireyin kendi düşünce içeriğini daha iyi anlamasını, düşüncelerini çeşitli bilişsel çarpıtmalar yönünden ele almasını, düşüncesini destekleyen ve çürüten kanıtları araştırmasını, düşünce içeriği ve biçimlerinin daha uyumlu olanlarla yer değiştirmesini, düşünce ve davranışları ile ilgili olarak geleceğe yönelik planlar yapmasını sağlar.

Davranış çözümlemesi üç bölümden oluşur:
1.      Önceki olay: Davranışın öncesinde olan ya da davranışın ortaya çıkmasına neden olan,
                    uyaranın, ipucunun belirlenmesi.
2.      Davranış: Bireyin söylediği ya da söylemediği, yaptığı eylemlerin neler olduğunun,
       zamanının, sıklığı ve süresinin belirlenmesi.
3.      Sonuç: Davranış sonucunda bireyin düşündüğü etkinin yönünün (olumlu, olumsuz, yansız)
       tanımlanması.
Terapist davranış çözümlemesinden sonra, elde ettiği veriler doğrultusunda bireyin baş etme gereksinmelerini destekleyen, uygun bilişsel-davranışçı terapi stratejisine karar verir.
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sizde mi melektiniz?

En iyi 42 spiritüel kitap!...