31 Aralık 2011 Cumartesi

Yeni yıl da kendinizi sevin!...

Yeni yıl da kendinizi sevin!...
Hepimiz sonsuz bir hayat yolculuğundayız. Ancak dünyadaki yaşamımız, yani ömür dediğimiz şey, bu sonsuz hayata kıyasla oldukça kısa. Çeşitli konularda deneyimler yaşamak, dersler almak, sevgi kapasitemizi artırmak ve dolayısıyla tekamül edebilmek için geliyoruz dünyaya. Bunun doğru- yanlış zamanı, iyi-kötü şekli yok. Kocaman bir yolcuğun ortasındaki küçücük bir yaşamdayız ve deneyimlerimizi tamamladığımızda ilerleyip yeni ufuklara yelken açacağız.
Peki, bu arada ne kadar geliştirebildik kendimizi? Kalplerimizi koşulsuz bir sevgiyle, aşkla ne kadar yaktık? Ne kadar yandık, kavrulduk henüz yaşarken? Ölmeden ölmeyi ne kadar başardık? Nefsimizi ne kadar kontrol altına alabildik? Ne kadar kanat çırptık aşka, Mevlana’nın söylediği gibi; “Aşka uçamadıktan sonra kanatlar neye yarar!” Yeteneklerimizi ne kadar kabullendik tutkuyla.
Sevgi kapasitemiz bu dünyaya doğarken, bu dünyadan ayrıldığımızda ve yeniden doğuşlarımızda sürekli yanımızda olan tek şeydir. Peki, bugün terk edecek olsak dünyayı yanımızda kimlerin ve nelerin sevgisini götürürüz, hiç düşündünüz mü? Sahip olduğunuz malın mülkün sevgisini götürmeyi ister misiniz gerçekten? Yoksa İnsana ve Yaratana olan ilahi sevgiyi mi götürmek istersiniz yanınızda?
Kendinizi sevebileceğiniz tek zaman Şimdi ve Burası’dır dostlar. Koşulsuz, beklentisiz sevgiyle önce kendinizi sevmelisiniz. Bu da ancak kendinizi olduğunuz halinizle, eleştirmeden, yargılamadan ve suçlamadan kabul etmekten geçer. Peki, kendinizi sevmek için ne kadar koşul koyduğunuzun farkında mısınız?
-          Yeni yılda “yeni bir sevgili bulursam” kendimi daha çok seveceğim!...
-          Yeni yılda “yeni bir iş bulursam” kendimi daha çok seveceğim!...
-          Yeni yılda “zengin olursam” kendimi daha çok seveceğim!...
-          Yeni yılda “kilo verirsem” kendimi daha çok seveceğim!...
-          Yeni yılda “yeni bir eve taşınırsam” kendimi daha çok seveceğim!...
-          Yeni yılda “eşyalarımı veya arabamı değiştirirsem” kendimi daha çok seveceğim!...
Böylece şartlara ve koşullara bağlayarak sürekli erteliyoruz kendimizi sevmeyi. Kendimizi sevmedikçe, küstükçe kendimize, kendi karanlığımıza ve çıkmazlarımıza saplanıp kalıyoruz. Sonra insanlar bizi daha çok sevsin, fark etsin, değer versin istiyoruz. Ne büyük çelişki değil mi?
Ne zaman insanlar sizi koşulsuz sevecek, hayatınız bolluk içinde geçecek, hatta kilo vereceksiniz bilmek ister misiniz? Siz kendinizi olduğunuz halinizle sevip kucakladığınız zaman. Yeni yılın ilk dakikalarına saatler kaldı. Kendinize en güzel armağanı verin, siz olun, bırakın insanlar sizi sadece kendiniz olduğunuz için sevsin ve değer versin. Siz her zaman daha iyisini hak ediyorsunuz. Tekamül yolculuğunuzu bunun için sürdürüyorsunuz. Yeni yılın ilk dakikalarında kapı eşiğinizde kocaman bir “Nar” parçalayın ve tüm bolluğu ve bereketiyle kucaklayın yeni yılınızı.
Sevgiler ve iyi yıllar,
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı

29 Aralık 2011 Perşembe

Negatif çekirdek inançlarımız ne kadar geçmişten geliyor?


Negatif çekirdek inançlarımız ne kadar geçmişten geliyor?

Son zamanlarda çok sık kullanılan bir kelime oldu “Negatif Çekirdek İnanç”.  Negatif kalıplar doğumdan, hatta doğum öncesi dönemden getirilebileceği söylenen ve yaşamımız boyunca ayaklarımıza dolanan, başımıza gelenlerin baş sorumlusu olarak gösterilen bir kavram. Freud 0-5 yaş arasında karakterimizin şekillendiğini ve sonrasında duygusal yaşamımızı etkileyecek her durum karşısında takınacağımız tutumların, bu aralıktaki yaşadığımız deneyimlere bağlı olarak şekillendiğini belirtmekte. Jung bir takım arketiplerin daha da derinlerden gelebildiğini savunmuş. Son zamanlarda gündeme gelen pek çok ekolde, çekirdek inanç kalıplarının çok daha geçmişe kadar uzanabileceğini savunuyor. 

Tam da bu nokta da aslında temel tekamüle uymayan bir söylem içine girerek, son derece Batıni bir konuya, oldukça harici bir yaklaşımla açıklama getirmeye çalışılıyor. Ezoterik açıdan ruhsal gelişim her zaman ileriye doğru olur. Ezoterizm geri dönüşlerin asla gerçekleşmediğini söyler. Ruh yeniden enkarne olmak üzere yeni bir bedene bağlanarak fiziksel aleme doğarken, eski yaşamını ve orada edindiği deneyimleri hatırlamaz. Bu unutma, ruhsal gelişimin en önemli noktalarındandır. Ruh şimdiye kadar yaşadığı tüm deneyimleri, daha sonra (fiziksel bedenin ölümünden sonra ) tekrar hatırlamak üzere tamamen unutarak fiziksel dünyaya doğar. Bu onun yeni tecrübeler edinebilmesi için şarttır. Elbette önceki yaşamına oranla daha olgun ve ruhsal açıdan gelişmiş bir kişiliktir artık. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey şudur; Ruh olumsuz olan deneyimlerini, yani negatif inanç kalıplarını geçmiş yaşamından hiçbir koşulda getiremez. Çünkü bu ruhsal gelişimin doğasına, tekamüle aykırıdır. Daha önce de belirtildiği gibi, ruhsal gelişim her zaman ileriye doğrudur ve kişi her yeni yaşamında bir önceki yaşamına oranla daha ilerlemiş bir kişilik yapısına ve ruhsal olgunluğa sahiptir.

Peki bu kalıpları kırmak için neler yapılabilir?
Çekirdek inancı oluşturan anıları imgeleyerek gerçeklik stratejisine göre yeniden kurgulamak, telkinle yeniden çerçevelemek, mükemmellik çemberi uygulaması, karıştırma paterni gibi nlp teknikleri kullanılarak kırılabileceği gibi, eft, deep peat den de yararlanılabilir.
Ayrıca tüm bu çalışmalara temel olan bilişsel-davranışçı terapide uzmanlarca uygulanabilir. Bu terapide terapiyi yapan kişi bireyin hareketlerini, duygu ve düşüncelerini değerlendirirken, bireyin yaşadığı güçlüğü ya da problemi şu sorularla tanımlar;

- Bireyin problemi nedir?
- Problem nerede oluşmaktadır?
- Problem ne zaman oluşmaktadır?
- Problemi ‘kim’ ya da ‘ne’ oluşturmaktadır?
- Problemle ilgili korkulan sonuç nedir?

Terapist Sokrat tarzında sorularıyla, bireyin bu soruların yanıtlarını kendisinin bulmasını sağlamaya çalışır. Bireyin kendi düşünce içeriğini daha iyi anlamasını, düşüncelerini çeşitli bilişsel çarpıtmalar yönünden ele almasını, düşüncesini destekleyen ve çürüten kanıtları araştırmasını, düşünce içeriği ve biçimlerinin daha uyumlu olanlarla yer değiştirmesini, düşünce ve davranışları ile ilgili olarak geleceğe yönelik planlar yapmasını sağlar.

Davranış çözümlemesi üç bölümden oluşur:
1.      Önceki olay: Davranışın öncesinde olan ya da davranışın ortaya çıkmasına neden olan,
                    uyaranın, ipucunun belirlenmesi.
2.      Davranış: Bireyin söylediği ya da söylemediği, yaptığı eylemlerin neler olduğunun,
       zamanının, sıklığı ve süresinin belirlenmesi.
3.      Sonuç: Davranış sonucunda bireyin düşündüğü etkinin yönünün (olumlu, olumsuz, yansız)
       tanımlanması.
Terapist davranış çözümlemesinden sonra, elde ettiği veriler doğrultusunda bireyin baş etme gereksinmelerini destekleyen, uygun bilişsel-davranışçı terapi stratejisine karar verir.
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı

26 Aralık 2011 Pazartesi

En iyi 41 spiritüel kitap!...

                                                        Sevgili dostlar,
Aşağıda sizler için hazırladığım spiriüel kitaplardan bir seçkiyi paylaşmak istiyorum. Elbette burada yer vermeyi atladığım çok özel kitaplar vardır. Ama aklıma gelenlerden aşağıda sıraladıklarımı okuduğunuzda temel spiritüelizm eğitiminden geçmiş olursunuz. Sonrasında ezoterizm ve semboller konusunda gelişme ihtiyacı duyabilir ve çok değerli bir bilinç sıçraması yaşayabilirsiniz. Ya da entellektüel öğrenmeyi gerçekleştirir, spiritüel sıçrama için sizi tetikleyecek anı beklemeye başlarsınız. 
Bu listeyi okuduktan sonra inanın çok uzağınızda olamaz :-)
Sevgilerimle,



SPİRİTÜEL KİTAPLARDAN SEÇMELER;
1-      MARTI-RICHARD BACH – EPSİLON YAYINLARI ( HALA OKUMAYAN VARSA…)
2-      KÜÇÜK PRENS–SAİNT EXUPERY – MAVİBULUT YAYINEVİ     ( HALA OKUMAYAN VARSA…)
3-      IŞIĞIN SAVAŞÇISININ EL KİTABI - PAULO CUELHO – CAN YAYINLARI
4-      SİMYACI - PAULO CUELHO – CAN YAYINLARI
5-      MAVİ TÜY - RICHARD BACH – EPSİLON YAYINLARI
6-      ERMİŞ – HALİL CİBRAN – ANAHTAR YAYINLARI
7-      OLASILIKSIZ – ADAM FAWER – EMPATİ YAYINLARI
8-      YUVAYA YOLCULUK – (KRYON TÜM SERİSİ ) – AKAŞA YAYINLARI
9-      TANRI İLE SOHBET SERİSİ – NEALE DONALD WALSCH – ÖTESİ YAYINLARI
10-   DOKUZ KEHANET– JAMES REDFIELD - ALTIN KİTAPLAR  
11-   ONUNCU KEHANET– JAMES REDFIELD - ALTIN KİTAPLAR
12-   MS 2150 – THEA ALEXANDER - AKAŞA YAYINLARI
13-   SIDDHARTHA – HERMAN HESSE – AFA YAYINCILIK
14-   RAMTHA SERİSİ – AKAŞA YAYINLARI
15-   BEN O’YUM – SRİ NİSARGADATTA MAHARAJ – AKAŞA YAYINLARI
16-   ŞİMDİ’NİN GÜCÜ – ECKHART TOLLE – AKAŞA YAYINLARI
17-   % 100 DÜŞÜNCE GÜCÜ – JACK ENSIGN ADDİNGTON
18-   RUHSAL BÜYÜME – SANAYA ROMAN – AKAŞA YAYINLARI
19-   AZ SEÇİLEN YOL –  M.SCOTT PECK – AKAŞA YAYINLARI
20-   İÇE DÖNÜK KONUŞMANIN GÜCÜ – SHAD HELMSTETTER – SİSTEM YAYINCILIK
21-   DÜŞÜNCE GÜCÜYLE TEDAVİ – LOUISE L.HAY – ALTIN KİTAPLAR
22-   HASTALIKLARIN ZİHİNSEL NEDENLERİ - LOUISE L.HAY – ALTIN KİTAPLAR
23-   ÜÇÜNCÜ GÖZ – LOBSANG RAMPA – AKAŞA YAYINLARI
24-   BİLİNÇALTININ GÜCÜ – JOSEPH MURPHY – ÖTESİ YAYINLARI
25-   DİNGİN SAVAŞÇI – DAN MİLLMAN –
26-   EŞRUHLARIN DANSI – BRIAN WEİSS (OMEGA YAYINLARI)
27-   ÖLÜMSÜZ ÜSTATLARIN YAŞAM ÖĞRETİSİ – BAIRD T.SPALDING
28-   SANATÇININ YOLU – JULIA CAMERON – BUTİK YAYINLARI
29-   REENKARNASYON – TED ANDREWS
30-   ATLIKARINCADA BİR TUR DAHA – TİZİANO TERZANİ – MERKEZ KİTAPLAR
31-   THE SECRET – RHONDA BRYNE – MİA-OWO YAYINLARI
32-   TİBETİN GENÇLİK PINARI – PETER KELDER – DHARMA
33-   FARKINDALIK – OSHO – GANJ KİTAP
34-   DÜNYA DİNLERİ – ARNULF ZİTELMAN – İNKILAP KİTABEVİ
35-   TANRIYI TANIMAK – DEEPAK CHOPRA - İNKILAP KİTABEVİ
36-   KUANTUM İYİLEŞME - DEEPAK CHOPRA - İNKILAP KİTABEVİ
37-   DİNLER TARİHİNE GİRİŞ – MİRCEA ELİADE – KABALCI YAYINLARI
38-   DİNLER TARİHİ – FELİCİEN CHALLAYE – VARLIK YAYINLARI
39-   İÇİMİZDEKİ KAHRAMAN – CAROL S. PEARSON – AKAŞA YAYINLARI
40-   KOZMİK ŞİFRE – ZECHARİA SİTCHİN – RUH VE MADDE YAYINLARI
41-   TİBETİN YAŞAM VE ÖLÜM KİTABI – SOGYAL RİNPOCHE – DHARMA YAYINLARI

22 Aralık 2011 Perşembe

Aşkın Gözyaşları

"Hoca dediğin hem öğrencin olmalı, hem öğretmenin. Dostun olmalı herşeyden önce. Sırdaşın olmalı. Ben söyleyeyim sen dinle dememeli her zaman. Vaaz verir gibi konuşmamalı. Gönlüne ipotek koymamalı. Bazen hamur etmeli manayı. Damlada deryayı sunmalı. Arayan olmalı, aranılan olmalı. Hoca dediğin adayan olmalı kendini. Ezber bozan olmalı." diyor Şems "Aşkın Gözyaşları" nı okuyun dostlar, beğeneceksiniz.
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı

20 Aralık 2011 Salı

Spiritüalizm ve Ezoterizm'de Temel Kavramlar Eğitimi

SPİRİTÜALİZM VE EZOTERİZM’DE TEMEL KAVRAMLAR EĞİTİMİ

Her yıl binlerce insan kişisel gelişim alanında çeşitli kurumlardan eğitimler alıyor. Çok sayıda deneyimli eğitmende kendi uzmanlık alanlarında bu kişileri eğitip, bilgilendirmeye çalışıyor. Gerek katılımcı, gerekse eğitimci olarak katıldığım eğitimler gösterdi ki; herhangi bir eğitime gelen katılımcılar arasında önemli bilinç düzeyi farklılıkları bulunuyor. İnsanlar çok iyi niyetle çoğu zaman sadece adını duydukları, popüler konular hakkında hemen bilgi sahibi olabilme düşüncesiyle eğitimlere katılıyorlar.

Spiritüel konularda alt yapıları zenginleşmemişse ne yazık ki bu eğitimler, çoğunlukla entellektüel tatminin ötesine geçemiyor. Bu eğitim aşağıda adı geçen başlıklar konusunda katılımcıları bilgilendirerek katıldıkları diğer eğitimlerden daha fazla faydalanmalarını sağlamak amacıyla düzenlenmiştir.

SEMİNER İÇERİĞİ
1- Ezoterizm nedir? Genel ilkeleri nelerdir?
2- İnisiyasyon nedir? Safhaları nelerdir?
3- Harici ve Batini nedir? Hermetizm, Gnostisizm, Sufizm nedir?
4- Sembolizm nedir? Sırları saklayan semboller nelerdir?
5- Cennet, cehennem, araf, spatyom, kıyamet nedir?
6- Hayat ağacının insan ruhu ile bağlantısı nedir?
7- Ruh nedir? Dış ruh, İç ruh, Eş ruh kavramları neyi anlatır?
8- Reenkarnasyon nedir?
9- Yüksek idare mekanizması nedir? Ruhsal plan nedir? Kader nedir?
10- Mitler neyi anlatır? Hangi sırları saklar?

EĞİTMEN
Kartal ÖZAL

SÜRE………………………6 saat
TARİH……………………..21 Ocak Cumartesi İstanbul - 22 Ocak Pazar Lefkoşa
SAAT………………………10:00-17:00 arasında
YER………………………..Suadiye Oteli - Lefkoşa
EĞİTİM ÜCRETİ…….........200TL


Siz de Spiritüalizm ve Ezoterizm’de Temel Kavramlar Eğitimi hizmetimizden faydalanmak istiyorsanız bize 0530 544 40 39 numaralı telefondan ulaşabilir ya da info@humanistakademi.com adresine yazabilirsiniz.

Spiritüellik dediğimiz şey nedir?


Spiritüellik dediğimiz şey nedir?
Spiritüellik zaman zaman din ile kaıştırılabilen güçlü bir ilkedir. Spiritüellik, yani ruhanilik, sizin Yaratıcı Kay­nakla olan teke tek içsel ilişkinizdir.
           "Bizler, ruhsal deneyim yaşayan bir insanlar değil; insani deneyim yaşayan ruhlarız." Biz, spiritüel bir var­lık, Yaratıcı Kaynağın ve Gücün bireysel olarak var oluşuyuz, bizim kimliğimiz budur. Ruh her zaman daha büyük bir ifadeye açılan varlıktır ve bizim bura­da bulunma amacımız, ruhsal bir varlık olarak gelişmek ve bü­yümektir. Ortalama bireylerin sıkça karşılaştığı durumlardan biri, kim oldukları ve dünyanın ne olduğuyla ilgili yanlış bir tanım ve odak noktası ile yaşıyor olduklarının farkına varmalarıdır.
           Yaşamımızı sürdürebileceğimiz üç halka var;
 Gücün ilk halkası, gayri ihtiyari bir dünya ve içinde bulundur­duğu tüm somut varlıklardır. Bu dünyada yaşamak doğal ve nor­mal görünse de, ayakta kalmak inanılmaz bir güç gerekti­rir. Bu kadar kolay görünmesinin sebebi, doğduğunuz andan iti­baren dünyayı gözlemlemeye koşullandırılmış olmanızdır. Dünyayı, ilginizle ayakta tutarsınız, ilginiz ka­yarsa, sizin bildiğiniz dünya da sarsılır.
           Gücün ikinci halkası, Ruhun soyut dünyasıdır. Bu alışıl­madık bilinç dünyasına insan, enerji çoğaltımıyla girmeyi öğrenir. İkin­ci halkanın diyarını keşfetmeniz için size yardımcı olacak pek çok uygulama vardır, ama bunu başarmak, inanılmaz bir odak ve di­siplin gerektirir.
Gücün üçüncü ve son halkası, iki dünyayı kaynaştırabilme be­cerisidir. Bu üçüncü safhaya eriştiğinizde, iradeniz ve isteğinizle ikisinde ya da herhangi birinde yaşayabilme becerisine sahipsiniz demektir.
           Modern bilim şimdi, mistiklerin yüzyıllardır bildikleri şeyi onaylıyor. En büyük hata, sizin somut fiziksel bir varlık olduğunuz inan­cıdır. Büyük ustalar kendilerini, daha büyük bir enerji alanında işlev yapan enerji alanları olarak görürler. Güç, toplayabildiğiniz, yoğunlaştı­rabildiniz ve artırabildiğiniz enerji miktarıyla ölçü­lür ve yapabildiğiniz seviye ve derece, sizin kişisel gücünüzü be­lirler. Enerjinizi, daha yüksek bir frekansa ve sürate ulaştırmak için, çok daha yüksek bilinç seviyelerine ihtiyaç olacaktır. Yüksek benliğinizle direkt bir ki­şisel deneyim yaşamadan sonsuz olduğunuzu bilemezsiniz.          
Her zaman söylediğim gibi kişisel özgürlüğü ve kendini iyileştirmeyi öğretmeyen her yöntem, kusurlu veya eksiktir.. İnsanın sonsuz spiritüel kavram­ları korkuyla açıklaması, insanileştirmesi, sınırlı aklından gelir. Gücün ikinci halkası, ruh dünyasına bir adımdır. Bu adım, tüm geleneklerin söylediği, daha üstün bir sevi­yedir.
          Yaşamınızda daha fazlasına mı sahip olmayı seçiyorsunuz? Daha güçlü olmak mı istiyorsunuz? Öy­leyse, kaynak içinizde ve ona erişmek için önce kendi kimliğinizin farkına varmalısınız. Siz, genişleme görevinde spiritüel bir enerji alanısınız. Spiritüel kimliğinizin farkına varın ve gücün ikinci hal­kasına adım atın. Sonrası size gelecektir.
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı

19 Aralık 2011 Pazartesi

Noel geleneği nereden gelmektedir?


Bugün size Noel geleneğinden bahsetmek istiyorum. Aşağıdaki bazı bilgileri internette sıklıkla bulabilirsiniz. Ama nedense herkes konuya başka bir yerden bakmakta ve sonuç olarak yaklaşık 1700 yıldır Hristiyan dünyasının bir kısmı tarafından benimsenen, 25 aralık tarihinin Hz.İsa’nındoğumu olarak kutlanmasını (Ortodokslar 06 ocak olarak kutlar) Hristiyan bayramı olarak kabul ederler. Oysa Noel geleneği, antik çağlardan beri, Pagan inancında Yule (Işığın Zaferi-Yeniyıl) 20-31 aralık arasında 12 gün boyunca kutlanan, Eski Roma’da ise yine 17-25 aralık tarihleri arasında (Satürn bayramı olarak kutlanan son günü Brumalia) bayramı olarak adlandırılan oldukça eski bir gelenektir. Roma İmparatorluğunda 25 aralık Güneş Tanrısı’nın doğum günü olarak kabul edilirdi. Son invictus (Yenilmez güneş), Işığın karanlığa galip çıkma savaşını anlatırdı. Roma adetlerine Suriye’den geçtiği bilinmektedir.
Aynı tarih gün ışıklarının, karanlık üzerinde galip geldiği, günlerin uzamaya başladığı ve güzel günlerin, yani baharın yakında geleceğinin müjdecisidir. Bu tarih eski Mezopotamya’da Akitu – Zugmuk, İbranilerde – Pesah, İranlılarda – Nevruz (Yeni gün), Kızılderililerde – Yeni yıl başı (Mart) olarak adlandırılırdı ve tabiat ananın kısırlıktan üremeye dönüşünün,  yeniden doğuşunun ve canlanmasının, ölümden sıyrılıp, yeniden dirilişinin simgelendiği törenler düzenlenirdi. Aslında tüm süreç detaylıca incelendiğinde görülüyor ki, bu adetler tüm kültürlere ait semboller olarak gelenek halinde insanlığa aktarılmıştır. Bunun hangi dine mensup olunduğu ile hiç ilgisi yoktur. Örneğin aynı tarihte benzer adetlerle Çinlilerde de, Dong Zhi, Yin’den Yang’e geçişi olarak kutlanır. Bugün 21 aralık tarihinin de günlerin eşitlendiğini, ardından günlerin uzamaya başladığını bildiğimize göre, bu bilinçle geriye dönüp baktığınızda daha ilkel toplumlarda bu dönemin bir bayram olarak kutlanmasını çok daha kolay kavrayabilmemiz gerekir.
Noel ağacına gelince Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın paylaştığı değerli aktarımlara göre; eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyordu. Bu hayat ağacı Sümerlerde de vardı. Bir ucunda gök tanrısı duruyordu. 22 Aralık’ta güneş yeniden dünyayı daha fazla aydınlatacak, günler uzayacaktı. Türklerin gök tanrısı, gün ile geceyi tanzim ediyordu gökte. 22 Aralık’ta gün nihayet geceyi yeniyordu. Bunu ‘Yeniden Doğuş Bayramı’ olarak Türkler kutluyorlardı. Akçamı getirip eve koyuyor, altına, o sene tanrı onlara güzel bir yaşam verdi diye, tanrılara hediyeler koyuyorlardı. Dallarına da ertesi sene için tanrıdan niyaz ettikleri şeyler için paçavra veya kurdele asıyorlardı. Bu adetleri çok daha sonraları Almanlar yeniden başlatıyor ve M.S.300’ler den gelen 25 aralık tarihinin Hz.İsa’nın doğum tarihi olarak kabul edilmesi ile başlayan Noel adetlerinin en önemli simgelerinden biri haline getiriyorlar.
Çam ağacının seçilmesinin önemli sebebi olarak yapraklarını dökmemesi ve birçok kültürde ölümsüz yaşamın simgesi olarak kullanılması düşünülebilir.
Sonuç olarak Noel tün insanlığın kutladığı bir döngüdür, Noel ağacı kavramı da kökeni çok eskilere, Orta Asya’ya kadar uzanan bir gelenektir. Bu nedenle gelin atalarımızın yaptığı gibi bu güzel dönemi, toprağın uyanışını gönlümüzce kutlayalım. Gelecek yılın bereketli geçmesi içinde yılbaşı akşamı kapımızın önünde bir narı parçalayarak, bolluğu ve bereketi yuvamıza çağıralım.
Herkese mutlu Noeller .
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı

18 Aralık 2011 Pazar

Mutfakta Pişen CANlar


Tarih 17 Aralık 1273, saat 16:00; gün başka coğrafyalarda doğmak üzere garbı kızıla boyarken, güneş batıyor gibi görünse de nöbeti gereği seyrini tamamlayıp bütün dünyayı aydınlatacaktı. Şems-i Tebrizi’nin aracılığı ve Yüce Allah’ın inayeti ile tüm dünyaya ışık olacak olan Mevlana güneşi de aynı saatlerde batıyor; ama bu gidiş Sevgili’yle buluşmanın kutlu bir habercisi olmakla birlikte, yakın zamanda batmamak üzere tekrar doğacağı müjdesini de veriyordu…
M.Ö.5000 yıllarına ait Mısır kabartmalarında Ney’e bezer bir çalgıyla resmedilen insan şekilleri ve göktürk kabartmalarında rastlanan dönen insan figürleri, Sema ve ney’in tarihinin çok eskilere dayandığını göstermektedir. Mevlana’nın vefatından sonra oğlu Sultan Veled, babasının eserleri ve öğretilerinin yaşanıp yaşatılması için ‘Mevlevilik’ adıyla bir tarikat kurmuş ve Semayı da sistemli bir hale getirerek kurumsallaştırmıştır.
Şeb-i Aruz’u düğün günü ilan eden Mevlana;
Canın bir ağaca benzer; ölüm onun yaprağıdır.
İyiyse de senden yetişmiştir, kötüyse de,
Gönlüne gelen her şey senden gelir.
Dergaha gelen Can’lar 1001 gün süren “Çile” çıkarmadan sonra Dede olabiliyorlardı. Hz. Mevlana bu süreci tamamlayan CANlar için şöyle diyor;
Ey ruh kuşu!
Günahlarından temizlendin, nefis kafesinden kurtuldun,
Artık mana kanatların açıldı,
Haydi geldiğin yere doğru kanat çırp!
Bırak acı suyu, ab-ı hayata doğru git!
Bırak eşik dibini, can meclisinin baş köşesine otur!
Ey CAN! Sen de git! Git de bu ayrılıktan buluşma olsun!
Bu düğün gecesinde Hz.Mevlana’ya gönül duası sevgi gönderelim!
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı