Kayıtlar

Ağustos, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sezaryen mi yoksa normal doğum mu?

Resim
Damla Çeliktaban geçenlerde Habertürk gazetesindeki köşesinde yazdığı yazıda normal doğumla ilgili bir araştırmaya yer vermişti. Ne zamandır değinmek istediğim konuda neden bir şeyler yazmadığımı bu köşe yazısı önüme gelince anladım ve kendi kendime gülümsedim. Doğum konusunu araştıran birçok uzman var. Doğum anının çocukta ve annede yarattığı ruhsal, fiziksel ve zihinsel travmalar üzerine sayısız yayın var, birçoğu da yolda. Yale Üniversitesinin yayınladığı araştırma doğumun çocuk üzerinde bıraktığı izlere odaklananlardan sadece biri. Bu araştırmanın sonuçlarına göre vajinal doğum sırasında salgılanan UPC2 adlı kimyasal, beyin gelişiminde önemli rol oynuyor. UPC2, stres anında salgılanan ve “insanın zor koşulları atlatmasını” mümkün kılan bir protein. Bebek anne rahminde başlayan kasılmalar, itilmeler ve doğum boyunca süren çabası sırasında bolca bu proteinden salgılıyor. UPC2 “beyin hasarından koruyan serbest radikalleri” ve hipokampüsteki yeni bağlantıları destekliyor, ayrıca anne s…

Eşcinsellik bir hastalık mıdır ve ruhun cinsiyeti var mıdır?

Resim
2010 yılının Mart ayında, TPD ve CETAD’ın ortak basın açıklamasında, “Eşcinsellik biseksüellik ve heteroseksüellik gibi insanda tanımlanan üç yönelimden biridir. Her şeyden önce bir hastalık değil, yönelim farklılığıdır. Eşcinselliğin bir hastalık olduğu yaklaşımı 40 yıl önce terk edilmiş ve psikiyatrik hastalık tanı listelerinden çıkarılmıştır” deniyordu.
Türkiye Psikiyatri Derneği'nin internet sitesinde yapılan bu basın açıklamasına karşı, İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Vakıf adına yaptığı açıklamada şu görüşleri bildirdi:
“Eşcinsellik  insanda doğal olarak var olan bir yönelim değildir. Sosyal öğrenme ile ve yanlış eğitimle gelişmiş bir durumdur. Biyolojik doğaya uymayan bir sapmadır. Heteroseksüelliğin geni vardır ancak eşcinselliğin geni yoktur. Homofobi yani eşcinselleri  aşağılamak doğru değildir. Bu tercihte olan insanlara saygı gösterilmeli, ancak  gerek görülürse “onaylanmadığı” da belirtilmelidir.”
Prof.Dr. Nevzat Tarhan, ruhu…

İlişkilerde Birlikte Büyümek - 2

Resim
Özellikle evliliklerde sorunların başladığı yerlerden biri eşlerin ilişkilerine kendi ailelerinden taşıdıkları alışkanlıklarıdır. Aşık olduğunuzda yaşamınıza aldığınız sadece bir erkek veya kadın değildir; sevdiğiniz insan hayatınıza tüm ailesiyle girer. Örneğin kendi ailesinde ebeveyn sorumluluğunu taşımaya alışmış bir erkek evlenince, ailesinden alamadığı sevgiyi eşinden alabilmek için “çocuk”laşabilir. Doğal olarak ta eşler arasındaki denge bozulabilir. Dengeyi sağlamanın yolu ancak kişinin kendi ailesinde “çocuk” olduğunu hatırlamasından yani “küçülmesinden” ve eşiyle olan ilişkisinde de tekrar sorumluluk almaya başlamasından yani “büyümesinden” geçer. İlişkilerde dengeyi korumak istiyorsak, bize yaşam veren ailemize karşı “çocuk”, ilişkide olduğumuz eşimize karşı “yetişkin” ve çocuklarımıza karşı “ebeveyn” olmak durumundayız. Kendine “baba” arayan bir kadın, kendine “çocuk” arayan bir erkeğe ihtiyaç duyabilir. Hükmetmeyi seven biri, hükmedilmek isteyen birini arayabilir. Kadınlar…