Kayıtlar

Nisan, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kahramanın Sonsuz Yolculuğu

Resim
Bu hafta “Yüzüklerin Efendisi” ni izledik. Üçlemenin ilk filmi olan “Yüzük Kardeşliği”, Hobbit diyarı Shire'da başlıyor, Orta Dünya'nın kuzeybatısına kadar uzanıyordu. Elf diyarı Ayrıkvadi’de, yüzük taşıyıcısı Frodo Baggins(Yetim), Samwise "Sam"(Hizmetkar),Merry ve Pippin(Gezgin)'in yanı sıra, hobbitlerin müttefikleri ve yol arkadaşları olan (Savaşçılar)Kuzey Kolcusu Aragorn, Gondor Kumandanı Boromir, Cüce Gimli, Elf prensi Legolas ve(Büyücü)Gandalf'tan kurulan “Yüzük Kardeşliği”nin görevi “Güç Yüzüğü”nü dövüldüğü Mordor’a götürüp ateşe atarak yok etmekti.
Kolektif bilinçaltını oluşturan öğelere arketipler dendiğini gölge arketipi üzerinden geçenlerde konuşmuştuk. Bu hafta film üzerinden, kahramanın yolculuğu ve bu yolculuktaki 6 arketipi inceledik. Mitler üzerine araştırmalar yapan Joseph Campell’in kitabı Bin Yüzlü Kahraman (1949), kadim uygarlıkların oluşturduğu efsanelerin analizini yapar. Kültürler arasında aşılamaz uzaklıklar olsa da, bazı ortak temalara …

Carl Gustav Jung ve Gölge Etkisi

Resim
Psikanaliz alanındaki çalışmalarıyla bir asra damgasını vuran Freud terapinin amacının bilinçaltını bilinçli hale getirmek söylemişti. Ve bir teorisyen olarak bunu çalışmalarının baş hedefi yaptı. Genç çalışma arkadaşlarından Carl Gustav Jung ise içimizdeki bu uzayı araştırmayı hayatının ve çalışmalarının amacı yapacaktı. Jung, Freudyen teoriyle güçlenmiş temelinin yanında mitoloji, din ve felsefe alanlarında derin bir bilgiye sahipti. Özellikle Siyonizm, Kimya, Kabala ve Hinduizm ve Budizm’deki benzerleri  gibi karmaşık mistik geleneklerin sembollemeleri konusunda oldukça bilgiliydi. Jung ayrıca rüyalar ve zaman zaman görüntülerle ileriyi algılama kapasitesine sahipti. Jung bir bağlantı olduğunu hissetti; bir birey olarak kendisi ve genel anlamda insanlık arasında açıklanamayan bir tür bağlantı vardı. Jung ölüler ile ilgili de pek çok rüya gördü; ölüler, ölülerin toprakları ve ölülerin yükselişi hakkında. Eğer mitolojiyi, geçmişi yeniden anımsayabilirsek, bu hayaletleri de anlayabile…

İnterstellar – Yıldızlararası

Resim
Dün Sinema Salısı’nda Christopher Nolan klasiklerinin arasına giren “İnterstellar – Yıldızlararası” filmini izledik. Film baştan sona bilimsel kuramlara dayanmakta. Bende filmi yorumlamak için bir bilim insanının, fizik alanında çalışmalar yapan Doç. Dr. Kerem Cankoçak’ın yorumlarından faydalandım. Elbette mümkün olduğunca anlaşılabilir olması için bir hayli kısalttım. Filmde fantezi öğeleri yok. Filme de danışmanlık yapan, solucan deliği kavramının yaratıcısı Kip Thorne“Yıldızlararası'nın Bilimi” kitabında bilimsel kuramları üçe ayırıyor: İlki, kanıtlanmış bilimsel gerçekler (görelilik kuramı, kuantum kuramı vb gibi). İkincisi ise henüz kanıtlanmasa bile kanıtlanacağına kesin gözüyle bakılanlar (örneğin henüz Mars'a insan gönderemediysek de yakın bir zamanda göndereceğimiz kesin). Üçüncü tür bilimsel kuramlarsa, diğer bilimsel kuramlarla çelişmeyen ancak henüz kanıtlanmamış kuramlar (sicim kuramları, 5 veya 11 boyutlu uzay-zaman vb gibi). Bu kuramların doğrulanacağına dair bi…