evrenin dili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evrenin dili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2015 Çarşamba

Tesadüf mü? Şans mı?

Tesadüf: Rastgele, rastlantı anlamlarında kullanılan bir kelime olup, içinde insan iradesinin olmadığı eylemler bütününü tanımlar. Örneğin bir kafede çok sevdiğin bir sanatçıya rastlamak tatlı bir tesadüftür veya sevmediğiniz birine rastlamak tatsız bir tesadüftür.
Oysa şans bambaşka bir anlam taşır.
Şans: Rastlantıları düzenleyen ve insanlara iyi ve kötü durumları hazırladığına inanılan doğaüstü etken. Doğaüstü etken tanımlamasıyla şans kavramının içindeki görünmeyen prensipler ve ezoterik bilgiler derhal kendisini ön plana çıkarıyor. Şansın tesadüfle elbette bir ilgisi yoktur.
“Mesela bir danışanım bir süpermarkettin düzenlediği çekilişten araç kazandığını başvurunun son günü aldığı gazeteden öğrenmiş ve son anda piyangosunu kurtarmıştı. O gün o gazeteyi alması rastlantı gibi görünürken, o gazetenin ön sayfasında kendi piyango numarasına yapılan son çağrıyı görmesi şanstır.”
Şans denilen kavram, rastgele oluşan ve bir takım insanları diğerlerine göre kayırıp onlara ayrıcalık tanıyan ve insanın iradesini hiçe sayan bir olgu değildir.
Şans, insanın geçmişte ve şimdide; kendi iradesiyle yaptığı eylemlerin evrende işlemekte olan sebep-sonuç yasasına göre belirlenen sonuçlarıyla buluşmasıdır. Bu işleyişte Evrensel İşleyiş Mekanizması'nın gözeticiliği önemli bir fonksiyon görür.
Evrensel İşleyiş Mekanizması'nın hiyerarşik yapısı içinde gerçekleştirilen bu fonksiyon sayesinde insanların kapasiteleri ve ihtiyaç durumları dikkate alınır. İnsanlara en uygun olacak şekilde yapılan bu düzenlemede, en ufak bir haksızlık, aldatma, ya da ayrıcalık söz konusu değildir. Kişi her ne ile karşılaşıyorsa, o anda kendisine en uygun, en gerekli olan odur.
Bu nedenle insanların şanssızlıktan, talihsizlikten yakınmalarında hiçbir mantıklı dayanak bulunmaz. Bu tür yakınmalar sadece evren de işlemekte olan tüm kozmik prensipleri ve ezoterik bilgileri bilmemekten kaynaklanır.

Sevgiyle ve Aşkla kalın,

Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı

Not: Ankara’da ki öğrencilerimden Sevgili Yıldız Aktar bu konuda harika seminerler vermekte, gençlerle şansları yaratılırken kendi üzerlerine düşen roller konusunda harika bilgileri paylaşmaktadır. Dileyenler kendisine facebook sayfasından ulaşabilirler…

24 Temmuz 2012 Salı

7-13-20-33 sayılarının sırrı ve yaşam çiçeği


Yaşam Çiçeğinin desenleri evrendeki her şeyi oluşturan kutsal oranların çıkış noktasıdır. Aslında çember değil küredir. Kutsal geometriyle bağdaştırılır. Semavi dinlerin hepsinde kullanılmıştır. Bu kutsal geometri, kendimizin ve evrenin gerçeğine ulaşmakta bize yardımcı olur.
Yaşam Çiçeğinin çizimi sadece Mısır’ da değil, dünyanın her tarafında bulunur. Bu çizim İrlanda’ da, Türkiye’ de, İngiltere’ de, İsrail’ de, Çin’ de, Tibet’te, Hindistan’ da, Japonya’ da her yerde bulunur. Dünyanın her yerinde de adı aynıdır: Yaşam Çiçeği. Evrende başka yerlerde adı değişiktir. İki temel isim Sessizliğin Dili ve Işığın Dili olarak tercüme edilebilir. Bütün dillerin kaynağıdır. Evrenin öncelikli dilidir: Saf şekil ve orantı.
Yaşam Çiçeğine çiçek denilmesinin nedeni sadece çiçeğe benzemesinden değil meyve ağacının evrelerini temsil etmesinden dolayıdır da.
En dış çember dahil, iç içe geçmiş 20 çemberden oluşur ve her şeyin sırrını içinde sakladığına inanılır. Resimlerde görülen şekiller kürenin iki boyuta indirgenmiş halidir.
Üç boyutlu olarak hatta çok boyutlu olarak düşünülmelidir. Yaşam çiçeği içinde Platon’un 5 cismini ve Metatron’un Kübü’nü barındırır. O şekiller de tüm varoluşu inşa ederler.
Dünyanın çok farklı coğrafyalarındaki (Güney Amerika, Anadolu, Ortadoğu, Mısır, Asya, Uzak Asya, Afrika) arkeolojik çalışmalarda örneklerine rastlanmıştır. Türkiye’de, Burdur müzesinde bir lahit kapağında, Manisa müzesinde, Hacıbektaş-ı Veli türbesinde bir çeşmenin üstünde ve Efes antik kentinde Yaşam Çiçeği sembolleri mevcuttur. Evrenin ve yaşamın tüm kodunun ve başlangıcının bu sembolde gizli olduğuna inanılmaktadır. Drunvalo Melchizedek “Yaşam Çiçeğinin Unutulmuş Sırrı” isimli kitabında bu sembolün Atlantis zamanında bilindiğini ve Atlantis’in çöküşüyle unutulmaması için Mısır’a taşındığını söylemektedir. Ayrıca Da Vinci’nin de sembolü kullandığını anlatır. Gaziantep’te bir kazıda sembole tekrar rastlanmıştır.
Drunvalo Melchizedek’in “Yaşam Çiçeğinin Unutulmuş Sırrı – 1” kitabından:
Bütün evren bu kutsal küreden doğmuştur. Bu küre koşulsuz sevginin sembolüdür. Bizim DNA, RNA’mız bu holografik modelden türemiştir. Bizim hücrelerimizdeki en küçük atomik parçacığın modeli budur.
Kadim Mayalar Allah’ın matematiksel doğasını keşfettiler. Yaratılışın doğası 13 ve 20 sayılarının frekanslarını içeriyordu. 13 sayısı sembolik olarak daireyle, 20 sayısı da sembolik olarak kare ile ifade ediliyordu. Mayalarda Hunab K’u’nun sembolü daire içinde kare olarak gösteriliyordu. Hunab K’u’nun anlamı ölçüyü ve hareketi verendir.
Hunab ‘Allah’ veya Yaradan ve K’u piramit demektir.
Aslında, bununla Allah piramidin içindedir demek istiyoruz, fakat Mayalara göre bizim fiziksel bedenlerimiz de piramittir ve içinde Allah’ın gücü vardır. 13 ve 20 sayılarının gücü bizim içimizdeki Allah’ın gücünü uyandırıyor diyebiliriz.
Bedenimizde 13 ana eklem mevcuttur: Ayak bileklerimiz, dizlerimiz, kalça eklemlerimiz, dirseklerimiz, el bileklerimiz, omuz eklemlerimiz ve boynumuz. 20 tane parmağımız vardır. Döllenme esnasında daire olan yumurtayı döllemek için yumurtanın etrafında muhakkak 13 sperm olması gerektiği tespit edilmiştir.
Eğer 20 parmağımızla 13 eklem hareketini toplarsak, bu 33 eder ki bu bizim ışık bedenimizin sayısal ifadesidir. Omuriliğimiz 33 parçadan oluşur.13 sayısının tam merkezi 7’dir ve bu bizim 7 çakramızın işaretidir.
Mayalara göre 7’nin gücünü kullanabilen 33’ün gücünü de kullanabilir. 13 ve 20 frekansları ay döngüleriyle, güneşle, galaktik zamanla ve dünya zamanıyla uyumludur. Ruhumuz bedenimizi hareket ettirmek için 13 eklemimizi kullanır. Bu frekans, Dünyamızın ve Galaksimizin doğal dönemleriyle uyumlu olduğu için 13 ve 20’nin olumlu tesirlerini hem organik yapımızda hem de boyutlar arası enerji akışlarına uyumda görürüz.
Mayaların takvimine göre 13’üncü ışın, takvimdeki en yüksek titreşimdir; dönüşümü temsil eder. 20’nci işaret ,”AHAU” Solar Zihin hem fiziksel hem spiritüel olarak ışığın gizemini açığa çıkarır. Bu işaretlerin elverişli birleşmeleri gezegenimizin daha büyük bir IŞIĞA uyumlanma zamanına girdiğimizin göstergesidir.
13-20-33 sayılarının frekansları bizim içimizdeki Tanrıyı uyandırır.
13: Zeki, yeniliğe açık, araştıran keşfeden, gücü egoistçe kullanmayan demektir.
3+1=4 eder. Bu sayı, karmik borçları ödemekle ilgilidir.
20: Uyanış; yeni anlam yeni planlar, sabırla, istekle, devamlılıkla gücü dönüşümde kullanabilmektir. Mutluluk verecekleri yaratabilmek ve olumsuzları silme gücüdür.
33: En şanslı sayıdır. Sevginin sihridir. Her alanda şanstır.
(Çeşitli kitaplardan derlenmiştir)
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı