osho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
osho etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Şubat 2018 Cumartesi

Uyanın ve ayağa kalkın

Son zamanlarda sıklıkla karşılaştığım bir soru var. Her şey şimdiki zamanda oluyor ise, geçmiş artık geride kalmış ve gelecek henüz gerçekleşmemiş ise “Dönüşümsel Regresyon veya Geçmiş Yaşam çalışmalarının bizim hayatımıza etkisi nedir?
Osho’nun bu konudaki görüşüyle açıklama getireyim.
Osho diyor ki; Karma’nın olaylara bakış açısı şudur. Hayatımızı etkileyen derindeki yaralar nereden geliyorlar? Gelecekten gelemezler, çünkü gelecek henüz gerçekleşmemiştir. Şimdiki zamandan gelemezler, çünkü henüz ne olduğunu bilemiyorsun.

“Şimdiki zamanı sadece uyanmış olanlar bilir.”

Dolayısıyla sen aslında zihinsel olarak sadece geçmişte yaşıyorsun, öyleyse geçmişinden bir yerlerden gelmek zorundalar. Yara hafızanda bir yerlerde olmalı. Geri git. Orada sadece bir tek yara değil, birkaç yara olabilir. Küçük, büyük yaralar. “Daha derine git ve ilk yarayı bul; öfkeni, acının, korkunun, endişenin, cesaretsizliğinin asıl kaynağını.” Denersen, bulabilirsin, çünkü oradadır. Bütün geçmişin oradadır. Tıpkı bir film rulosu gibi, yuvarlanmış içeride bekliyordur. Ruloyu aç ve filmi seyretmeye başla. 

Prati-prasay işlemi budur. “Kökteki nedene geri gitmek” anlamına gelir. Ve bu işlemin güzelliği şudur: Bilinçli olarak geri gidebilirsen, bilinçli olarak bir yarayı hissedebilirsen, yara anında iyileşir. 

Neden mi iyileşir? Çünkü yara bilinçsizlik, bilinmezlik tarafından yaratılmıştır. Yara, inkarın, uykunun bir parçasıdır. Bilinçli olarak geri gider ve yaraya bakarsan, “bilinç iyileştirici bir güç” haline gelir. “Geri gitmek, bilinçsiz olarak yaptığın şeylerin üzerine bilinçli olarak gitmek anlamına gelir.”

Sadece bilincin ışığı tüm yaraları iyileştirebilir. O iyileştirici bir güçtür. Bilinçli yapabildiğin her şey iyileştirebilir ve artık yaralar acımayacaktır.

“Geriye giden insan, geçmişi serbest bırakır.”

O zaman geçmiş artık çalışmıyordur; geçmiş artık onu sıkıca tutamıyordur ve geçmiş bitmiştir. Geçmişin artık varlığında bir yeri yoktur. Ve geçmişin varlığında bir yeri kalmadıktan sonra, artık şimdiki zamanda yaşayabilirsin, daha önce hiç olmadığı gibi.

Uyanın ve ayağa kalkın,
Sevgiyle ve aşkla kalın,
Kartal ÖZAL
PDR/Davranış Bilimi Uzmanı/Regresyon Psikoloğu

31 Ocak 2018 Çarşamba

Bugün Aslında Dündü - Groundhog Day

Bu hafta Sinema Salısı’nda geçen hafta işlediğimiz “Şimdiki An’da kalmak” kavramı üzerine çekilmiş olan en iyi felsefik mizah filmlerinden birini izledik. Bill Murray’nin zamanda kapana kısılıp kaldığı kült komedi filmi “Bugün Aslında Dündü - Groundhog Day”. 

Film konusunu bu hafta cuma gününe denk gelen 2 Şubat tarihinde Pensilvanya Eyaletinde Groundhog Day , yani “Dağ sıçanı günü” adıyla kutlanan şenlikten alıyor. 

Folklorik hikayeye göre, eğer bir dağ sıçanı, 2 Şubat tarihinde kafasını topraktan çıkarıp göğe bakar ve havanın bulutlu olduğunu görürse, bahar beklenen daha erken gelirmiş. Lakin eğer dağ sıçanının karşılaştığı manzara, güneşli bir gün ise, ağır kış şartlarının o yıl ikinci defa yaşanacağına delaletmiş.

Harold Ramis‘in yönetmen koltuğunda olduğu, efsaneleşmiş bir komedi filmi “Groundhog Day”. BAFTA Jürisi tarafından, En İyi Özgün Senaryo dalında ödüllendirilen, Amerikan Ulusal Sinema Cemiyetinin, 20. yüzyılın en başarılı komedileri arasında gösterdiği film tam bir deha ürünü. Filozof Stanley Cavell’in, New York Times’ın “Sizce 20. yüzyılda çekilen ve bundan 100 yıl sonra izlenecek, tartışılacak ve hatırlanacak film nedir?” sorusuna “Bugün Aslında Dündü” yanıtını vermesi filmin ne kadar değerli bir bakış açısı aktardığını yeterince anlatıyor.

Film, “Groundhog Day” kutlamalarından bir gün önce başlıyor. Bill Murray’nin canlandırdığı aksi hava durumu sunucusu Phil Connor, küçük bir kasaba olan Punxsutawney‘e doğru yola çıkar, aynı gün kasaba yoğun bir tipi yaşanır. Sonraki gün, yani 2 Şubat sabahı, radyoda çalan Cher’in dünyaca ünlü şarkısı “I Got You Babe” ile uyanan Phil, başına geleceklerden habersizdir. Tipi sebebiyle kutlamaların iptal olduğunu öğrenip, kasaba sakinleriyle dalga geçen birkaç cümleden sonra, erken bir saatte yatağa döner. Uyandığında, radyoda aynı şarkının çaldığını duyarız. Phil, çok geçmeden 2 Şubatın tekrar yaşandığını fark eder. Kendisi, aynı günü arka arkaya yaşayacağı sonsuz bir döngünün içinde kapana kısılmıştır. Phil’in, bu döngüyü kırmak için izlemesi gereken yol, mizahın, günümüz dünyasında felsefenin ayakta kalan tek kalesi olduğunu kanıtlayan bir filmin ortaya çıkmasını sağlar.

“Farkında olmayan, bir uyurgezer gibi uyuyan sıradan bilinçler için geçmiş ve gelecek gerçektir, şimdiki zaman gerçek değildir. Sadece uyandığın zaman şimdiki zaman gerçek olacaktır. Geçmiş de gelecek de gerçek olmayacaktır.” OSHO

Osho’nun yukarıda bahsettiği “sadece uyanmış ruhlar için şimdiki zaman gerçektir” düşüncesi film içinde ana karakterin zamanın sonsuz döngüsü hapsolmasıyla hayat buluyor. Çünkü yaşanan her gün aslında onun için dündü. Yas döneminin döneminin 5 evresi üzerinden baktığımızda film daha ilginç hal alıyor. Yani inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme. Ana karakter böylece önce inkar, ardından hedonizme düşüp, sonrasında depresyona uzanıyor yolculuğu. Sonunda ancak kabullenme evresine gelince, hayatı değiştirmenin yolunun, kendisini değiştirmekten geçtiğini anlıyor. 

Farkındalıkla hareket ederek zamanın ona gösterdiklerini ezberlemeye ve insanlara yardımcı olmaya başlıyor. Günü kendisi için değil de başka insanlar için mucize gibi görünebilecek katkılar sağlayıp bir tür “süper kahraman” oluyor. Ne de olsa yaşanan günün senaryosu tamamen ezberinde. Bu eşsiz deneyimin içinden geçerken An’ların farkına varıyor. Geçen hafta konuşmuştuk, ancak bilinçli farkındalıkla geçmişe gider ve onu değiştirirseniz “geleceğinizi değiştirebilirsiniz”.

Sevgiyle ve aşkla kalın,
Kartal ÖZAL
PDR/Davranış Bilimi Uzmanı/Regresyon Psikoloğu

24 Ocak 2018 Çarşamba

Hayatınızın Ana Amacı An'da Kalmak Olmalı

Dün akşam Salı Sineması’nda "Şimdinin Gücü" nün mistik yazarı, usta Eckhart Tolle'den harika bir konferans vardı. "Eckhart Tolle's Finding Your Life Purpose - Hayatınızın Amacını Bulun".
Genelde kitap okuma sırasında zihniniz bazen işinize gelmeyen şeylerde sizi bambaşka yerlere taşır. Ama bir film veya görseli hele de grupla birlikte izliyorsanız aksine sizi sürekli daha içine çeker, o zaman düşünceleriniz sizi sabote etmek yerine daha yaratıcı şekilde akmaya başlar.

“Zaman sadece bir illüzyondur” diyor Eckhart. Beynimiz lineer yani çizgisel algılamaya yatkın olduğu için her zaman geçmişi geride, geleceği ileride düşünür. Aslında zaman diye bir şey yoktur.

“Farkında olmayan, bir uyurgezer gibi uyuyan sıradan bilinçler için geçmiş ve gelecek gerçektir, şimdiki zaman gerçek değildir. Sadece uyandığın zaman şimdiki zaman gerçek olacaktır. Geçmiş de gelecek de gerçek olmayacaktır.” OSHO

Bir çocuk doğduğunda ilk olarak farkına vardığı kendisi değil “diğeridir”. Çünkü gözleri dışarıyı görür, elleri diğerlerine dokunur, kulakları başkasını işitir, burnu dışarıyı koklar. Tüm duyuları içe değil, dışa dönüktür. Doğmanın anlamı budur. Doğum “ego” ile başlar ama ego ile sürdürmemek tamamen sizin seçiminizdir. Ölüm yaşamın değil, doğumun karşıtıdır. Yaşamın karşıtı yoktur çünkü yaşayan bir daha yok olmaz.

“İnsan dışa doğar, içe büyür!” Hz.Mevlana

“Ben kendini geçici olarak bu bedende deneyimleyen Evren’im! Evren kendini miltonlarca yaşam formuyla deneyimler” diyor. İslam felsefesinde de “Tanrı bizi kendi suretinden yarattı” hadisine dair yorumlar yok mudur?

“Geçmiş, şimdiki zamanı etkilemekten acizdir. Sıkıntı, kızgınlık, üzüntü ya da korku size “ait” ve kişisel değil. Hepsi, insan zihninin bir ürünüdür. Gelip geçiciler ve gelip geçen hiçbir şey size ait olamaz. Bazı değişiklikler ilk bakışta olumsuz görünse de bir süre sonra hayatınızdaki yeni alanda, yeni bir şeyler yarattığınızı fark edebilirsiniz. Mutsuzluğun temel nedeni içinde olduğunuz durum değil, bu durum hakkındaki düşüncelerinizdir. Kendinizi düşüncelerinizin sonucu olan bir Varlık, zihinsel gürültünün sonucu olan sessizlik, acının sonucu olan sevgi ve neşe olarak düşünün. Böylece özgürlüğe ve aydınlanmaya ulaşırsınız.” Eckhart Tolle


Ruhsallığa önem vermek, inançlarınızla veya bilinç durumunuzla ilgili değildir.  Önce kabullenin, sonra harekete geçin. Şimdiki zaman ne barındırıyorsa, sanki bu sizin seçiminizmiş gibi kabul edin. Her zaman şimdi için çalışın, ona karşı değil. İyi olmaya çalışarak iyi bir insan olamazsınız. Zaten içinizde olan iyiliği bulup, ortaya çıkmasına izin vermelisiniz. Ancak bu iyilik, sadece bilinç durumunuzda önemli bir değişiklik olduğunda ortaya çıkar. “Kafanızın içindeki ses”, sizi siz yapan şey değildir. 
“O zaman ben kimim?” diye kendinize sormanız gerekir ve sakın ha cevaplamayın. Sadece sorun ve bekleyin…

Sevgiyle ve Aşkla kalın,
Kartal ÖZAL
PDR/Davranış Bilimi Uzmanı/Regresyon Psikoloğu

15 Kasım 2017 Çarşamba

Gerçekten affetmek, kendimize verdiğimiz en büyük armağandır.


Yaşarken karşılaştığımız olayların tekamül sürecimizdeki deneyimler için planlanan, çok ince düşünülmüş ve muhtemelen fikrimizin bile alındığı ilahi planlar olduğunu unutuyoruz. Bunun farkındalığını hatırlamak bile “affetme” eylemini sıradanlaştırabilir. En iyi öğretmenimiz bazen en kızdığımız kişiler değil miydi? Onlar bizi zorluyorlardı, doğru. Ama bütün dertleri, var olan potansiyelimizin hepsini ortaya koyacak cesarete sahip olabilmemizi sağlamaktı sadece. Çünkü yılsonunda karneyi verirken bizimle gurur duyanlarda onlardı. En büyük derslerimiz, bize en çok acı veren olaylardan çıkmıyor mu? En büyük affediş yaşanılanlardan gerekli dersi almaktır, içsel sınırımızı çizmek, kendimize değer vermek, kendimizi sevmek ve özsaygımızı geliştirmektir. Bu farkındalığı bize öğreten kişi ve olaylara teşekkür edebilmek demektir. 

“Gerçekten affetmek, kendimize verdiğimiz en büyük armağandır.”

“Sana affedilmeyecek kadar büyük hata yapan birine akıl sınırlarının bittiği yerden başlayacak ceza vermek istiyorsan, bütün samimiyetinle «AFFET». Hissedilen her şeyi arşivleyen «KADER» kendisiyle en iyi biçimde ilgilenecektir.” Şems'i Tebrizi

“Niçin affetmek, geçip gitmiş acıları bırakmak bu kadar zor?” diye soruyorsanız,  Osho cevaplıyor. “İnsanlar nefret ettikleri şeyleri taşırlar. Nefretlerinin içinde yaşarlar. Yaralarına sürekli parmak basarlar ki bu sayede iyileşmesin; iyileşmesine izin vermezler, çünkü onların tüm hayatı geçmişlerine bağlıdır.”
İnsan sürekli kendisiyle konuşan ve kendisini yargılayan bir varlıktır.  “Şişman görünüyorum. Çirkinim. Aptalım. Yaşlanıyorum. Saçlarım dökülüyor. Hiçbir şeyi anlayamıyorum. Asla yeterince iyi olamayacağım, asla mükemmel olamayacağım.”

“Günah kendi doğanıza karşı yaptığınız her şeydir.” Don Miguel Ruiz

Şimdide yaşamaya başlamadıkça, geçmişi unutmayı ve bağışlamayı başaramazsınız. Geçmişte olan her şeyi unutup bağışlamanı öneremem; ama şimdide yaşarsanız neler olabileceğini söyleyebilirim.  Şimdinin içinde olmanın mutluluğunu hissetmeye başladıkça, herkesin yapmaya devam ettiği geçmişe gidip durmayı bırakırsınız. Unutmak ve bağışlamak zo­runda kalmazsınız, çünkü kendiliğinden ortadan kaybolur. Şimdi size farkındalık kazandırır. Her şeyin arkasındaki sır çözülür. Işığın kendisi olduğunuzu fark etmeye başlarsınız. Büyük planı görür, okyanusun içine kendinizi bırakır, “Bir” olursunuz.
Yöntemlerden biri, “Özür dilerim” ve “Lütfen beni affet” demektir. Bunu bir şeyin – ne olduğunu bilmediğiniz bir şey – beden/zihin sisteminize girmiş olduğunu kabul etmek için söylersiniz. Tanrı’dan sizi affetmesini istemiyorsunuz; Tanrı’dan sizin kendinizi affetmeniz için size yardım etmesini istiyorsunuz. Bundan sonra, “Teşekkür ederim” ve “Seni seviyorum” dersiniz. “Teşekkür ederim" dediğiniz zaman, minnettarlığınızı ifade etmiş olursunuz. “Seni seviyorum” tıkanık enerjinin akmasını sağlar. Sizi Tanrı’ya bağlar. Sıfır konumu saf sevgi ve sıfır limiti olduğu için, sevginizi ifade ederek o konuma gelmeye başlarsınız.
Bu rica (dua) ho’oponopono olarak adlandırılır ve her dinde rastlanabilir, çünkü “her inançta, işlediğimiz  suçlar için bağışlama teması vardır.

Bir başka yöntem elbette olumlama yapmak.
“Sana karşı duyduğum ve beni yıpratan tüm olumsuz duygularımdan arınmaya ve seni affetmeye niyet ettim. Seni şu anda affetmeyi kabul ediyorum. Bu dünyada yaşamımda oyun arkadaşım olduğunu kabul ediyorum. Seninle yaşadığım her şeyin benim yüce hayrıma olduğunu kabul ediyorum. Gerekli derslerimi aldım. Artık seni sevgiyle serbest bırakıyorum.
Seni ve kendimi affediyorum.”


Başkasında gördüğünüz her şeyin içinizde de olduğunu unutmayın, dolayısıyla bütün iyileştirme olayı kendinizi iyileştirmektir. İyi yönetilememiş her hüzün, “ruhu yoran ne varsa” sonra size kilo aldırabilir L Demedi demeyin.

Sevgiyle ve aşkla kalın,
Kartal ÖZAL
PDR/Davranış Bilimi Uzmanı/Regresyon Psikoloğu

26 Aralık 2011 Pazartesi

En iyi 42 spiritüel kitap!...

                                                        Sevgili dostlar,
Aşağıda sizler için hazırladığım spiriüel kitaplardan bir seçkiyi paylaşmak istiyorum. Elbette burada yer vermeyi atladığım çok özel kitaplar vardır. Ama aklıma gelenlerden aşağıda sıraladıklarımı okuduğunuzda temel spiritüelizm eğitiminden geçmiş olursunuz. Sonrasında ezoterizm ve semboller konusunda gelişme ihtiyacı duyabilir ve çok değerli bir bilinç sıçraması yaşayabilirsiniz. Ya da entellektüel öğrenmeyi gerçekleştirir, spiritüel sıçrama için sizi tetikleyecek anı beklemeye başlarsınız. 
Bu listeyi okuduktan sonra inanın çok uzağınızda olamaz :-)
Sevgilerimle,



SPİRİTÜEL KİTAPLARDAN SEÇMELER;
1-      MARTI-RICHARD BACH – EPSİLON YAYINLARI ( HALA OKUMAYAN VARSA…)
2-      KÜÇÜK PRENS–SAİNT EXUPERY – MAVİBULUT YAYINEVİ     ( HALA OKUMAYAN VARSA…)
3-      IŞIĞIN SAVAŞÇISININ EL KİTABI - PAULO CUELHO – CAN YAYINLARI
4-      SİMYACI - PAULO CUELHO – CAN YAYINLARI
5-      MAVİ TÜY - RICHARD BACH – EPSİLON YAYINLARI
6-      ERMİŞ – HALİL CİBRAN – ANAHTAR YAYINLARI
7-      OLASILIKSIZ – ADAM FAWER – EMPATİ YAYINLARI
8-      YUVAYA YOLCULUK – (KRYON TÜM SERİSİ ) – AKAŞA YAYINLARI
9-      TANRI İLE SOHBET SERİSİ – NEALE DONALD WALSCH – ÖTESİ YAYINLARI
10-   DOKUZ KEHANET– JAMES REDFIELD - ALTIN KİTAPLAR  
11-   ONUNCU KEHANET– JAMES REDFIELD - ALTIN KİTAPLAR
12-   MS 2150 – THEA ALEXANDER - AKAŞA YAYINLARI
13-   SIDDHARTHA – HERMAN HESSE – AFA YAYINCILIK
14-   RAMTHA SERİSİ – AKAŞA YAYINLARI
15-   BEN O’YUM – SRİ NİSARGADATTA MAHARAJ – AKAŞA YAYINLARI
16-   ŞİMDİ’NİN GÜCÜ – ECKHART TOLLE – AKAŞA YAYINLARI
17-   % 100 DÜŞÜNCE GÜCÜ – JACK ENSIGN ADDİNGTON
18-   RUHSAL BÜYÜME – SANAYA ROMAN – AKAŞA YAYINLARI
19-   AZ SEÇİLEN YOL –  M.SCOTT PECK – AKAŞA YAYINLARI
20-   İÇE DÖNÜK KONUŞMANIN GÜCÜ – SHAD HELMSTETTER – SİSTEM YAYINCILIK
21-   DÜŞÜNCE GÜCÜYLE TEDAVİ – LOUISE L.HAY – ALTIN KİTAPLAR
22-   HASTALIKLARIN ZİHİNSEL NEDENLERİ - LOUISE L.HAY – ALTIN KİTAPLAR
23-   ÜÇÜNCÜ GÖZ – LOBSANG RAMPA – AKAŞA YAYINLARI
24-   BİLİNÇALTININ GÜCÜ – JOSEPH MURPHY – ÖTESİ YAYINLARI
25-   DİNGİN SAVAŞÇI – DAN MİLLMAN –
26-   EŞRUHLARIN DANSI – BRIAN WEİSS (OMEGA YAYINLARI)
27-   ÖLÜMSÜZ ÜSTATLARIN YAŞAM ÖĞRETİSİ – BAIRD T.SPALDING
28-   SANATÇININ YOLU – JULIA CAMERON – BUTİK YAYINLARI
29-   REENKARNASYON – TED ANDREWS
30-   ATLIKARINCADA BİR TUR DAHA – TİZİANO TERZANİ – MERKEZ KİTAPLAR
31-   THE SECRET – RHONDA BRYNE – MİA-OWO YAYINLARI
32-   TİBETİN GENÇLİK PINARI – PETER KELDER – DHARMA
33-   FARKINDALIK – OSHO – GANJ KİTAP
34-   DÜNYA DİNLERİ – ARNULF ZİTELMAN – İNKILAP KİTABEVİ
35-   TANRIYI TANIMAK – DEEPAK CHOPRA - İNKILAP KİTABEVİ
36-   KUANTUM İYİLEŞME - DEEPAK CHOPRA - İNKILAP KİTABEVİ
37-   DİNLER TARİHİNE GİRİŞ – MİRCEA ELİADE – KABALCI YAYINLARI
38-   DİNLER TARİHİ – FELİCİEN CHALLAYE – VARLIK YAYINLARI
39-   İÇİMİZDEKİ KAHRAMAN – CAROL S. PEARSON – AKAŞA YAYINLARI
40-   KOZMİK ŞİFRE – ZECHARİA SİTCHİN – RUH VE MADDE YAYINLARI
41-   TİBETİN YAŞAM VE ÖLÜM KİTABI – SOGYAL RİNPOCHE – DHARMA YAYINLARI
42-  DÖRT ANLAŞMA - DON MIGUEL RUIZ - ÖTESİ YAYINLARI

14 Aralık 2011 Çarşamba

Hayatınızı “Egonuz” mu, yoksa “Özünüz” mü yönetiyor?


İçinde yaşadığımız gezegenin insan ırkı için belki de en büyük serveti “Seçme Özgürlüğü” dür. Her gün sayısız seçim yaparız. Seçim yapmak zorunda kaldığımız birçok olayda, bundan önce yaptığımız seçimlerin sonucudur. Doğduğumuz günden, hatta büyük ihtimalle daha öncesinden başlıyor seçimlerimiz. Yaşadığımız iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin ne varsa seçimlerimizin sonucu.

En güzel yanı ne biliyor musunuz? Bütün seçimleriniz mükemmel!

Şöyle düşünün; Seçim anındaki bilinç düzeyiniz ne ise, o an elinizden gelenin en iyisini seçiyorsunuz. Aklımızı karıştıran ve kendimize olan güvenimizi sarsan tek şey, yeni bir zamanda yani şimdi de, üstelik yeni bir bilinç düzeyiyle, geçmişteki kendimizi ve aldığımız kararları eleştirmemiz. Oysa geçmiş yaşandı ve biz o zaman ki bilinç düzeyimizle en doğru kararı aldık. Kendinize, içinizdeki bilgeye, önsezilerinize güvenin. O size en güzel yolu gösterecektir.
Danışanlarımdan en sık gelen sorulardan biri şudur;
-          Peki ego’mun mu, yoksa öz’ümün mü, beni yönlendirdiğini nereden bilebilirim?
Bende onlara şu cevabı veriyorum;
-          Verdiğin kararın sonucunda eylem varsa ve bu bir değişim getiriyorsa, kararın öz’den geliyordur! Yok, kararın sonunda eylemsizlik veya erteleme varsa, üstelik değişim yerine aynı düzeni korumaya çalışıyorsa, yan yollara, çıkmaz sokaklara sapıyorsa bilin ki karar sürecinizi egonuz yönetiyordur! Henüz özünüze odaklanamıyorsunuz demektir. Bu durumda sizin için bir şeyler “yapılmalı”, bir şeyler “yapılmamalıdır”. Bazı şeyler “iyi”, bazıları “kötü”dür. Oysa aslında seçenek diye bir şey yoktur. Her şey kabullenme ile ilgilidir. Her şeyi kendi bütünlüğü içinde görebilir, kabullenebilirseniz zaten dönüşümü başlatırsınız. İşte o zaman kendinize olan yolculuğunuzu tamamlama şansını yaratırsınız. O zaman zihniniz çok daha açık olur, kalbiniz gerçekleri kolaylıkla algılar ve ruhunuz size cevapları birer, birer sunar.
Hayat hepimize sunulmuş bir armağandır. Ruhumuzun başka ruhlarla ilişkiye geçmesi, deneyimlerini artırması ve sevgiyle gelişmesi için bir fırsattır. Kendinize ve evrene verebileceğiniz en güzel armağansa, kendi içsel gerçekliğinizi ve potansiyelinizi ortaya çıkarmak ve kullanmaktır. Her seçimin içinde bir güç olduğunu bilin. Unutmayın ki, hayatınızda en büyük etkiyi yapacak olan seçimleriniz alışılagelmiş tutumları terk edip, sınırların ötesine geçmeniz için sizi zorlar.
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı