İlişkilerde Birlikte Büyümek - 2


Özellikle evliliklerde sorunların başladığı yerlerden biri eşlerin ilişkilerine kendi ailelerinden taşıdıkları alışkanlıklarıdır. Aşık olduğunuzda yaşamınıza aldığınız sadece bir erkek veya kadın değildir; sevdiğiniz insan hayatınıza tüm ailesiyle girer. Örneğin kendi ailesinde ebeveyn sorumluluğunu taşımaya alışmış bir erkek evlenince, ailesinden alamadığı sevgiyi eşinden alabilmek için “çocuk”laşabilir. Doğal olarak ta eşler arasındaki denge bozulabilir. Dengeyi sağlamanın yolu ancak kişinin kendi ailesinde “çocuk” olduğunu hatırlamasından yani “küçülmesinden” ve eşiyle olan ilişkisinde de tekrar sorumluluk almaya başlamasından yani “büyümesinden” geçer.
İlişkilerde dengeyi korumak istiyorsak, bize yaşam veren ailemize karşı “çocuk”, ilişkide olduğumuz eşimize karşı “yetişkin” ve çocuklarımıza karşı “ebeveyn” olmak durumundayız.
Kendine “baba” arayan bir kadın, kendine “çocuk” arayan bir erkeğe ihtiyaç duyabilir. Hükmetmeyi seven biri, hükmedilmek isteyen birini arayabilir. Kadınlara saygı duymayan bir erkek, erkeklerden saygı görmeyi hak etmediğini düşünen bir kadın bulabilir. Sevdiğimiz insanla beraber yeni bir hayat kurduğumuzda sadece onunla değil ailesiyle de evlendiğimizi belirtmiştim. Dolayısıyla farklı aile yapıları buluşmuş olur. Çevrenizdeki ilişkilere dikkat ederseniz iki dominant anne veya iki biri birine benzer baba ile evlenen çiftlerin ilişkilerinin göreceli olarak daha uzun sürdüğünü görebilirsiniz. Ancak bu tür evliliklerin sayısı, çapraz eşleşmelerin olduğu ailelere göre daha azdır.
Hepimiz ruhumuzda ilişkide bulunduğumuz insana aldığımızdan fazlasını mı veriyoruz, yoksa azını mı biliriz. Ama özellikle dengenin bozulduğu ve bir şekilde biten ilişkilerde “Beraber olduğumuz zaman için sana teşekkür ederim. Bana çok şey verdi ve bana verdiklerin her zaman benimle kalacaklar. Ben de sana verdiklerimi sevgiyle verdim ve sende kalabilirler.” diyebilmek bizi yeni bir ilişki için gereken özgürlük duygusuna yaklaştırır.
Sanılanın aksine ilişkiyi terk eden taraf, genelde daha çok alan taraftır. Çünkü almak vermekten daha zordur. Alan kişi vererek dengeyi sağlamak zorundadır. Ama sürekli vermeye alışmış eş, almakta zorlandığı için, almayı kabul etmeyerek karşısındaki kişiyi sürekli ruhsal olarak borçlandırır. Sonunda da aldıklarının karşılığını veremeyen diğeri ilişkiden kaçarak, kendisinin verebileceği ve ondan sorunsuzca alabilecek biriyle birlikte olur. İlişkilerde alma verme arasında mümkün olduğunca denge kurmak o ilişkinin uzun süreli olarak kalıcılığını sağlamanın en kolay yoludur.
Aşkla kalın,
Kartal ÖZAL
PDR ve Davranış Bilimi Uzmanı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

En iyi 42 spiritüel kitap!...

Nazar, Enerji, Güç, Şifa ve Bolluk-Bereket için Gerçek Kuvars alın!...