Kayıtlar

Carl Gustav Jung ve Gölge Etkisi

Resim
Psikanaliz alanındaki çalışmalarıyla bir asra damgasını vuran Freud terapinin amacının bilinçaltını bilinçli hale getirmek söylemişti. Ve bir teorisyen olarak bunu çalışmalarının baş hedefi yaptı. Genç çalışma arkadaşlarından Carl Gustav Jung ise içimizdeki bu uzayı araştırmayı hayatının ve çalışmalarının amacı yapacaktı. Jung, Freudyen teoriyle güçlenmiş temelinin yanında mitoloji, din ve felsefe alanlarında derin bir bilgiye sahipti. Özellikle Siyonizm, Kimya, Kabala ve Hinduizm ve Budizm’deki benzerleri  gibi karmaşık mistik geleneklerin sembollemeleri konusunda oldukça bilgiliydi. Jung ayrıca rüyalar ve zaman zaman görüntülerle ileriyi algılama kapasitesine sahipti. Jung bir bağlantı olduğunu hissetti; bir birey olarak kendisi ve genel anlamda insanlık arasında açıklanamayan bir tür bağlantı vardı. Jung ölüler ile ilgili de pek çok rüya gördü; ölüler, ölülerin toprakları ve ölülerin yükselişi hakkında. Eğer mitolojiyi, geçmişi yeniden anımsayabilirsek, bu hayaletleri de anlayabile…

İnterstellar – Yıldızlararası

Resim
Dün Sinema Salısı’nda Christopher Nolan klasiklerinin arasına giren “İnterstellar – Yıldızlararası” filmini izledik. Film baştan sona bilimsel kuramlara dayanmakta. Bende filmi yorumlamak için bir bilim insanının, fizik alanında çalışmalar yapan Doç. Dr. Kerem Cankoçak’ın yorumlarından faydalandım. Elbette mümkün olduğunca anlaşılabilir olması için bir hayli kısalttım. Filmde fantezi öğeleri yok. Filme de danışmanlık yapan, solucan deliği kavramının yaratıcısı Kip Thorne“Yıldızlararası'nın Bilimi” kitabında bilimsel kuramları üçe ayırıyor: İlki, kanıtlanmış bilimsel gerçekler (görelilik kuramı, kuantum kuramı vb gibi). İkincisi ise henüz kanıtlanmasa bile kanıtlanacağına kesin gözüyle bakılanlar (örneğin henüz Mars'a insan gönderemediysek de yakın bir zamanda göndereceğimiz kesin). Üçüncü tür bilimsel kuramlarsa, diğer bilimsel kuramlarla çelişmeyen ancak henüz kanıtlanmamış kuramlar (sicim kuramları, 5 veya 11 boyutlu uzay-zaman vb gibi). Bu kuramların doğrulanacağına dair bi…

Mr.Nobody ve Olasılıklar dünyasındaki seçimleri üzerine

Resim
Dün “Sinema Salısı” etkinliğimizde Mr.Nobody vardı. Filmin "biraz J zorlayıcı" olduğunu biliyorum. Sinema dünyasının büyük sıkıntılarından biri, yönetmenlerin kısıtlı süreye bir sürü mesaj sıkıştırmaya çalışma kaygısıdır. Bu bazen şu anda vizyonda olan “İstanbul Kırmızısı” gibi gişede fiyasko ile sonuçlanabilir. Açılan bir sürü konu, kapatılamamış ve havada kalmıştır çünkü. Bu bir anlatım sorunudur. Anlatıcı kısa sürede çok şey gösterme kaygısını taşıyorsa, bazen anlatma yolu olan makale, kitap, film veya seminer çok sıkıcı hale gelebilir. Dün izlediğimiz Mr.Nobody’de Belçika’lı yönetmen Jaco Van Dormael’in başarısı da açtığı her konuyu, (ki bu konular kuantum fiziği, olasılıklar evreni, sicim teorisi, davranışçı psikolojinin deneyleri, evrim teorisi, kelebek etkisi, dünyaya gelmeden önceki şeçimlerimiz, gelecek regresyonu vb. iddialı konulardı) tamamlayabilmiş olmasından geliyor.
Nelerden bahsetti film kısaca hatırlayalım. Bu arada haftalardır konuştuklarımızla da birleştire…

Sizi siz yapan şeylere sahip çıkın

Resim
İki yılı aşkın bir süredir yazı yazmıyordum, bir tür yas süreciydi, her süreç gibi bitti. Peki, bu kadar uzun aradan sonra hangi konuda yazmalı insan. Aşk? İnanç? Kişisel gelişim? Hayır, bunların hiçbiri değil.  Bugünün konusu: DEĞİŞİM. “Hareket değişmenin ta kendisidir” der, Engels. Değişim üzerine yıllardır bir sürü şey yazılmıştır. “Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir” der Heraklitus. Değişimin kanıksanması için her şey söylenmiştir de, her şeyin de değişmemesi gerektiği pek söylenmemiştir. Hayatınızda neler değişmiyor bakın ve bazılarına sahip çıkın. Çünkü onlardan çok az var.
Mesela; - Hala varsa mahalle bakkalınıza, kasabınıza, manavınıza sahip çıkın, carrefourda kimse sizi tanımıyor, kimse babanıza selam söylemiyor mesela, - Akşam eve geldiğinizde size özlemini gösteren evcil dostlarınıza, kedilerinize, köpeklerinize sahip çıkın, onlar ne olursa olsun sizi sevmekten vazgeçmiyorlar ve sevgileri çok gerçek, - Hele evinizi tarif etmek için kullandığınız bir ağaç, bir çeşme var…

Bir dostun ölümü, hatıralarının yok sayılmasıyla başlıyormuş…

Resim
Neredeyse on ay önce bir dostumu kaybettim. Hani ne zaman başınız sıkışsa yanınızda olacağını bildiğiniz insanlar vardır ya, onlardan biriydi O. Sözleşmiştik, rakı içecek, dertleşecektik. On ay önce bir gece vakti, o bedende yaşadığı anlarını bitirdi. Bir gün sonra haberi geldiğinde, bir organımı kaybettim ve hiçbir zaman tamamlanamayacağım diye düşündüm. Kalbimde bir kara delik oluştu, duygularım, düşüncelerim ne zaman ona doğru yaklaşsa etrafında ne varsa yuttu durdu. Dilim sustu, düşüncelerim sustu, aklım sustu. “Bir insanın başına gelebilecek en kötü şeyin sevdiği, değer verdiği birini bu yaşamda bir daha asla göremeyeceğini bilmek olduğunu anladım.” “Yanılmışım!” O’nu bir daha göremeyecek, dertleşemeyecek olmak değilmiş zor olan. Asıl zor olan daha yılı dolmadan insanların hayatın normale dönmesi gerektiğini vurgulayıp durmasıymış. Ne ise o normal? İnsanların birer birer ortadan kaybolmasıymış zor olan. Sanki hiç yokmuş gibi, hiç olmamış gibi hatıralardan, akıldan çıkmasına tanıkl…

Tesadüf mü? Şans mı?

Resim
Tesadüf: Rastgele, rastlantı anlamlarında kullanılan bir kelime olup, içinde insan iradesinin olmadığı eylemler bütününü tanımlar. Örneğin bir kafede çok sevdiğin bir sanatçıya rastlamak tatlı bir tesadüftür veya sevmediğiniz birine rastlamak tatsız bir tesadüftür. Oysa şans bambaşka bir anlam taşır. Şans: Rastlantıları düzenleyen ve insanlara iyi ve kötü durumları hazırladığına inanılan doğaüstü etken. Doğaüstü etken tanımlamasıyla şans kavramının içindeki görünmeyen prensipler ve ezoterik bilgiler derhal kendisini ön plana çıkarıyor. Şansın tesadüfle elbette bir ilgisi yoktur. “Mesela bir danışanım bir süpermarkettin düzenlediği çekilişten araç kazandığını başvurunun son günü aldığı gazeteden öğrenmiş ve son anda piyangosunu kurtarmıştı. O gün o gazeteyi alması rastlantı gibi görünürken, o gazetenin ön sayfasında kendi piyango numarasına yapılan son çağrıyı görmesi şanstır.” Şans denilen kavram, rastgele oluşan ve bir takım insanları diğerlerine göre kayırıp onlara ayrıcalık tanıyan ve …

Kişisel gelişim arayışlarınızda dikkat etmeniz gerekenler

Resim
Bilinç evrimi çağındayız. Her şey çok hızlı gelişip değişiyor. Bu çağda ayakta kalmak ve akan zamana uyum sağlayabilmek için bizlerde sürekli bir evrim geçirmek zorundayız. Bunun içinde, uzun süredir tüm dünya da çeşitli isimlerle anılan yüzlerce eğitimden diğerine koşturup duruyoruz. Peki, bu eğitimleri veren eğitmenlerde nelere dikkat etmeliyiz ve bize en çok katkı sağlayacak olan eğitmeni nasıl seçmeliyiz?
Sizin yaşamınızı, tercihlerinizi yönlendirmeye çalışan eğitmenlere karşı dikkatli olun. Dürüst bir eğitmen size yalnızca farklı fikirler öne sürer. Einstein “Sorunu yaratan zihin, çözümü üretemez” diyor ya hani. Zaten “sorununuza farklı açıdan bakabilirseniz bir danışmana ihtiyaç duymazsınız.” İhtiyacınız olan şey yargılanmak, eleştirilmek veya suçlanmak değil. Bunu etrafınızdaki insanlar yeterince yapıyor. Ya da onların yerine siz kendi kendinize yapıyorsunuz zaten. Bir eğitmenin işi sadece yeni bir bakış açısı geliştirmenize yardımcı olmak. Bu nedenle özellikle “ben oldum” diyen…